Yavuz Ağıralioğlu’ndan iktidara: Bedel ödemiş evlatlarınız Güvenpark’ta eylem yapıyor

Haber gorseli

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Terörsüz Türkiye” sürecini eleştiren Ağıralioğlu, şunları söyledi:

“Biz terörsüz Türkiye’nin, terörün bitmesinin, terörsüz bir memlekette yaşayabilmenin bir mecburiyet olduğuna inandığımız için 40 yıldır mücadele ediyoruz. Terörsüz Türkiye olsun diye ölüyor, terörsüz Türkiye sağlanabilsin diye ölümü göze alıyor, terörsüz bir memlekette evlatlarımız büyüsün diye en sevdiğimiz evlatları kurban veriyoruz. Daha önce terörlü Türkiye olsun diye yaşıyormuşuz da şimdi ilk defa terörsüz Türkiye imkânı doğmuş gibi konuşanları da telin ediyoruz. Biz Kürt’e 41 yıldır kurban oluyoruz. Kürt’e nasıl kurbanız? Biz evlatlarımızla kurban oluyoruz. Diyoruz ki, ‘Sizi bizden almalarına müsaade etmeyeceğiz. Sizi bizden koparmalarına müsaade etmeyeceğiz. Gerekirse öleceğiz, gerekirse şehit olacağız, gerekirse gazi olacağız ve asla sizi PKK’ya teslim etmeyeceğiz.’ Bu hassasiyetimizin, bu kırmızı çizgimizin önünde bizim kadar ağır bedel ödemiş başka bir millet yoktur. Kendi milletini terör örgütüne kaptırmamak için en sevdiği, fakirlikle fukaralıkla büyüttüğü evlatlarını ‘Kuru ekmeklerle büyüttüm’ diye feryat figan arkasından ağlamak zorunda kalmış, evlatlarını vatanına kurban vermiş analarının yurdudur burası.

‘SİZİN TERÖRİSTİNİZ OLDUĞUNU SÖYLEYEN KATİLLER SÜRÜSÜNE BİR ŞEY DEMEK ZORUNDASINIZ’

Kürtlere söylüyorum: PKK sizin temsilciniz değildir. ‘PKK’yı size asla değdirmeyeceğiz’ diyen hassasiyetimize merhamet göstermeyecek misiniz? Anlayış göstermeyecek misiniz? Bir gün dönüp PKK’ya şöyle demeyecek misiniz, ‘Siz kimsiniz ki bizim hakkımız için milletin evlatlarını öldürüyorsunuz?’ demeyecek misiniz? ‘Siz kimsiniz ki bizim adımıza milletin çoluğunu çocuğunu öldürüp devlete, millete isyan edip güya bizim haklarımız için milletin evine ateş olup düşüyorsunuz?’ demeyecek misiniz? Sürecin finalinde meydanlarda sizin teröristiniz olduğunu söyleyen katiller sürüsüne bir şey demek zorundasınız. Meydanlar, mitingler, kalabalıklarla birleşip ‘Öcalan’a hürriyet’ havalarıyla buluşuyorlar. ‘Yenilmedik’ diye bağırıyorlar. Ben de siyasetçilere hatırlatıyorum: Biz yenildik mi? Yenilmedik. Devletin, milletin bu anlamda ödediği bedel ortadadır.”

Ağıralioğlu, Güvenpark’ta eşit özlük hakları talebiyle 11 gündür oturma eylemi yapan şehit er aileleri ve er gazilere de değinerek, “Daha evvel bizimkiler söyledi: Öcalan’a umut hakkı, Ahmetler’e makam hakkı, Selahattin’e yuva hakkı. Peki bizim şehitlerimize ne hakkı? Gazilerimiz Güvenpark’ta bağırıyorlar. Sizin böyle ‘Terörsüz Türkiye’ diye konuştuğunuz memlekette gazilerimiz Güvenpark’ta eylem yapıyorlar. Diyorlar ki: ‘Protez takamıyoruz, geçinemiyoruz, ayakta duramıyoruz, lojmanlara giremiyoruz, sosyal hakkımız yok, durumumuz kötü.’ Siz bir taraftan ‘Terörsüz Türkiye’ diyorsunuz, terör mağdurlarınız, bedel ödemiş evlatlarınız orada bağırıyorlar. Onlar önemli değil sanki, bizim kaderimiz bu uğurda hep suistimal edilmek. Biz sizin deneme tahtanız mıyız? O yüzden bu süreçle ilgili izledik, ettik. Bu hassasiyetlerimizi de izleyeceğiz, sürece bakacağız” dedi.

‘DEVLETİ AHBAP ÇAVUŞ İLİŞKİLERİYLE YÖNETMENİZDEN AHBAP BÖYLE BİR ŞEY YAŞATMIŞ OLDU’

Şarkıcı Haluk Levent’in tutuklandığı Ahbap soruşturmasına ilişkin Ağıralioğlu, “Memleketteki denetimsizlikten herkes nasibini alıyor. Ahbap diye bir gündeminiz oldu biliyorsunuz. Devletinizi ahbap çavuş ilişkileriyle yönettiğiniz için bugün bununla karşı karşıya kalıyorsunuz. Denetimle ahbap olsaydınız, devletiniz ahbap çavuş ilişkileriyle bu kadar yıkılmayacaktı. Liyakatle ahbap olsaydınız, memleketiniz böyle olmayacaktı. Hesap verilebilirlikle ahbap olsaydınız, adaletle ahbap olsaydınız, ciddiyetle ahbap olsaydınız, Ahbap böyle bir şey yapmayacaktı. Memleketin en çok yardım etme duygusunun kırıldığı zamanlardayız. Niçin? Sizin denetimsizliğinizle, devleti ahbap çavuş ilişkileriyle yönetmenizden Ahbap böyle bir şey yaşatmış oldu milletimize” değerlendirmesini yaptı.

‘BİR PARTİ VESAYETİYLE ÜLKEYİ KARŞI KARŞIYA, SAHİPSİZ BIRAKTINIZ’

Ağıralioğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik eleştirilerde bulunarak, şöyle devam etti:

“50 artı 1’e bağlı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne bağlı bir denetimsizlik, bizi devletin milletine herhangi bir sorununu çözme imkanıyla karşı karşıya getirdiğinde, bir sorunu çözen değil, sorundan avantaj kollayan bir siyaset tarzını benimsemeye sevk etti. Sorun çözme kapasitesini yitirmiş bir süreç yaşıyoruz. Bu, 50 artı 1’in ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bize yaşattığı şeydir. Memlekette eskiden de vesayet vardı. Gazeteciler koşa koşa askerlerin yanına giderlerdi, manşet atarlardı. İş adamları askerlere göre hizalanırlardı. Siyasetin üstünde birtakım odakların vesayeti vardı. Bütün vesayet odaklarını, hepsini hallettiniz, teşekkür ederiz. Ama başımıza şöyle bir dert geldi, bütün vesayet odaklarını hallettiniz. Hepsini halledip ülkeyi demokratikleştirecektiniz, bir parti vesayetiyle ülkeyi karşı karşıya, sahipsiz bıraktınız. Bütün hallettiğiniz vesayet odaklarından daha kuvvetli bir parti vesayetiyle sistem karşı karşıya kaldı. Bu herhalde anayasa konuşulurken tekrar gündeme gelecektir. Partimiz burada hassasiyet gösterip şöyle diyecektir, ‘Türkiye’de 50 artı 1, Türk siyasetinin ilkesizliğine sebep olduğu için değişmelidir.’”

‘SİZ FİNALDE FAİZ LOBİLERİNE ÜLKEMİZİ TESLİM ETTİNİZ’

“Türkiye’de bir ekonomik kriz yoktur, Türkiye’de bir yönetim krizi vardır” diyen Ağıralioğlu, “Türkiye’de ekonomik kriz yoktur. Türkiye’de kaynaklar keyfi kullanıldığı için memlekette ekonomiden daha büyük olan bir yönetim krizi vardır. Bu kadar faize para bulduğunuza göre, faize bulduğunuz bu parayı üreticisine verebilirsiniz. Faize bulduğunuz parayı, faize sebep olduğunuz için bunu engelleyerek esnafına, çiftçisine, emeklisine, faize ödediği parayı aktarabilecek bir yönetim maharetine ihtiyaç vardır. Siz finalde faiz lobilerine ülkemizi teslim ettiniz. Biz, üreticilerle ülkemizi ayağa kaldırmaya yemin ettik” dedi.

yok

Author: Emre Çelik