Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından yeniden gündeme gelen Yedisu Fayı ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Üşümezsoy, YouTube kanalında yaptığı konuşmada, Kuzey Anadolu Fayı üzerindeki mevcut deprem senaryolarının eski modellere dayandığını belirtti. Özellikle Bingöl, Erzincan ve Karlıova bölgelerindeki deprem risklerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
**Yedisu Fayı İçin Yenilikçi Analiz İhtiyacı**
Üşümezsoy, kamuoyunda sıkça dile getirilen “Yedisu Fayı 1784’ten beri kırılmadı” görüşünün yeterli bir bilimsel sonuç sağlamadığını ifade etti. Deprem riskinin sadece geçmiş kırılmalara değil, güncel stres transfer modellerine dayalı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. 1939 Erzincan depreminden sonra ortaya çıkan stres yüklenmelerinin, farklı fay segmentlerinde önemli etkilere yol açtığına dikkat çekti.
**Öngörülerinin Gerçekleştiğini İddia Ediyor**
Prof. Dr. Üşümezsoy, 2012 yılında yaptığı açıklamalarda Sivrice Fayı ve Kumburgaz-Silivri hattı gibi üç ayrı bölgeyi öne çıkardığını hatırlattı. 2020 Elazığ Sivrice depreminin yanı sıra 2026 Marmara depremine dair öngörülerinin gerçekleştiğini savunan Üşümezsoy, Yedisu Fayı ile ilgili daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Özellikle 1949 Karlıova kırığı ile 1992 Erzincan depremi arasındaki segmentlerin detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini belirtti. Kırılmamış fay uzunluğunun net bir şekilde belirlenmeden olası deprem büyüklüğü hakkında kesin yorum yapmanın mümkün olmadığını ifade etti.
**Eski Modellerin Yeniden Değerlendirilmesi Gerekiyor**
Deprem riskine ilişkin yorumların büyük bir kısmının, 1999 Marmara depremi öncesinde geliştirilen Coulomb stres transfer modellerine dayandığını belirten Üşümezsoy, bu yaklaşımların uzun süredir tekrarlandığını ancak yeni segment analizlerinin yeterince dikkate alınmadığını söyledi. Kuzey Anadolu Fayı boyunca Erzincan’dan başlayarak Tokat, Bolu, Sakarya ve Marmara’ya kadar uzanan kırılma zincirine dikkat çeken Üşümezsoy, Bingöl Fayı, Ovacık Fayı ve Yedisu hattındaki stres birikiminin yeniden hesaplanması gerektiğini savundu.
**Marmara ve Adalar Fayı Üzerine Farklı Görüşler**
Üşümezsoy, Marmara Denizi içindeki Adalar Fayı ile ilgili tartışmalarda, 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminden sonra stresin Adalar hattına aktarıldığı görüşüne katılmadığını belirtti. 1894 depremi nedeniyle bölgede önemli ölçüde stres boşalımı yaşandığını öne sürdü. Ayrıca, İznik Gölü’nden geçen ve Kuzey Anadolu Fayı’nın devamı olarak değerlendirilen bazı senaryoların 1999 sonrası verilerle yeterince desteklenmediğini ifade etti. Deprem değerlendirmelerinde genel kabuller yerine, doğrudan fay segmentlerine dayanan somut analizlerin ön plana çıkarılması gerektiğini vurguladı.