Diyanet İşleri Başkanlığı, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlamak amacıyla “Alın Teri Mukaddestir” başlıklı bir hutbe yayımladı. Bu hutbe, 1 Mayıs’ın aynı zamanda Cuma namazına denk gelmesi dolayısıyla tüm camilerde okunacak. Hutbede, çalışma hayatının hem ahlaki hem de hukuki boyutlarına vurgu yapılarak, işçilere ve işverenlere önemli sorumluluklar hatırlatıldı.
Hutbenin içeriğinde çalışanların “işlerini en iyi şekilde yapma” prensibine odaklandığı görüldü. İşçilerin çalıştıkları yerleri bir “emanet” olarak görmeleri gerektiği ifade edilerek; işin kaliteli bir şekilde icra edilmesi ve ailelerine helal kazanç götürme çabası öne çıkarıldı. İşverenlere yönelik kısmında ise çalışanların haklarının zamanında ve eksiksiz ödenmesi gerektiği vurgulanarak, sosyal hakların gözetilmesi, işçiye ağır yükler yüklenmemesi ve iş sağlığı ile güvenliği için gerekli önlemlerin alınması gerektiği belirtildi.
Hutbede, günümüzde dini ve insani değerlerin çalışma hayatından uzaklaştırılmaya çalışıldığına dikkat çekilerek, ticaret ve kazancın, manevi huzura ulaşmanın sadece bir aracı olması gerektiği ifade edildi. Alın terinin kıymetini bilen bir anlayışın önemine değinilen hutbede, iş yerlerinin karşılıklı güvenle bir “emniyet yurdu” haline getirilmesinin herkesin ortak görevi olduğu vurgulandı.
Hutbenin sonuç kısmında, işçi ya da işveren olmanın bir üstünlük sağlamadığı, asıl erdemin adalet, dürüstlük ve dayanışmayı her türlü menfaatin önünde tutmak olduğu belirtildi. Hutbe, “Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap” ayetiyle sona erdi.
Hutbenin tam metni ise şu şekilde:
Muhterem Müslümanlar! İslam; kazanç ve infakı, zanaat ile ahlakı birleştiren bir yaşam rehberidir. Dinimiz, insanları iş hayatında hak ve hukuka riayet etmeye, helal ve haram bilincine sahip olmaya davet etmektedir. Alın terini mukaddes saymakta, helal ve meşru yollarla rızık temin etmeyi ibadet olarak değerlendirmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bizleri çalışmaya teşvik ederken şöyle demektedir: “Sizden birinizin, sırtında odun taşımakla Allah’ın onurunu koruması, belirsiz kişilerden yardım istemesinden daha hayırlıdır.”
Aziz Müminler! Bugün, dini ve insani değerlerin çalışma hayatından dışlandığını görmekteyiz. Ne yazık ki, Müslümanlar da bu olumsuz durumdan nasiplerini almaktadır. İş ve ticaret hayatındaki faaliyetler, Müslüman için bir amaç olmamalıdır. Aksine, Allah’ın rızasını kazanmak ve iki cihan saadetine ulaşmak için bir araç olmalıdır. Bu nedenle, ticaretimizde, alışverişimizde, işçi ve işveren ilişkilerimizde iyiliği, adaleti ve merhameti temel alan bir anlayışı benimsemek zorundayız.
Kıymetli İşçi ve İşveren Kardeşlerim! İş yerlerini yalnızca bir geçim kapısı değil, güvenin hâkim olduğu bir “emniyet yurdu” haline getirmek, herkesin ortak sorumluluğudur. Bunun yanı sıra, işçiler, Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Allah Teâlâ, işinizi en güzel şekilde yapmanızdan hoşnut olur” nasihatine kulak vermeli; işlerini sağlam ve kaliteli yapmalıdır. Çalıştıkları yerleri bir emanet olarak görmeli ve evlerine helal lokma götürme gayretinde olmalıdırlar. İşverenler ise, “Her kimin yanında kardeşi çalışırsa, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerini aşan işler yüklemeyin” emri doğrultusunda, çalışanlarına haklarını tam ve zamanında vermeli, sosyal haklarını gözetmelidir. İşçilerin güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışması için gerekli önlemleri almalıdır.