Kömür rönesans çağını yaşıyor

Dünya Gazetesi’nden Cem Kütük’ün haberine göre, Ukrayna Savaşı sona erdiğinde Avrupa’nın tekrar Rus gazına ihtiyaç duyup duymayacağı tartışılıyor.

Rusya’ya uygulanan ambargo sonrasında tarihi zirvelerini gören, ABD gazının deniz yoluyla devreye girmesinin ve kışın beklenenden ılıman geçmesinin ardından hızla eski seviyelerine dönen Avrupa doğal gaz fiyatları, Norveç’in üretim tesislerinin bakıma girmesi ve Groningen gaz sahasının kapatılmasının ardından haziran ayında yüzde 25 arttı.

AVRUPA’NIN GAZ TALEBİNDE AZALMA

Avrupa’nın gaz talebi bazı kimya ve gübre tesislerinin üretim durdurması ve yenilenebilir enerji yatırımlarındaki artışla birlikte azaldı. 2030’a doğru, nükleer ve yenilenebilir enerji yatırımları ve karbon salımı sınırlamaları ve artan LNG ithalatı ile kıtanın Rus gazına ihtiyacının ortadan kalkacağı hesaplanıyor.

Boru hatları üzerinden Avrupa’ya ulaşan Rus gazının rekabetçiliği karşısında Avrupa pazarından tamamen silinme ihtimali bana gerçekçi gelmiyor. Mevcutta yıllık 400 milyon ton civarında olan LNG üretiminin enerji devlerinin mevcutta açıklanan yatırımlarıyla 2027’de 500 milyon ton düzeyine çıkacağı göz önüne alındığında, orta vadede doğalgaz ve LNG fiyatlarının mevcut seviyelerin kalıcı şekilde üzerine yerleşmesi zor.

Petrolde yılın ikinci yarısında üretim kesintileri ve Çin’in olası artan talebi 80 dolar seviyelerinin korunmasını sağlayabilir. 2023-2027 döneminde devreye girecek yeni üretimlerle birlikte, Çin başta olmak üzere üretime dayalı ekonomilerde büyümeler tekrar hızlanmadıkça fiyatın 70 dolarlar düzeyine inmesi sürpriz olmayacak.

Uluslararası Enerji Ajansı bu yıl güneşten elektrik üreten sistemlere toplam yatırım tutarının 382 milyar doları bulmasını bekliyor. Yılbaşından bu yana güneş panellerinde kullanılan polisilikon fiyatında yüzde 63, modül fiyatında ise yüzde 25 düzeyinde gerçekleşen gerileme, küresel güneş paneli talebini olumlu etkiledi.

Sektör oyuncuları panel fiyatlarındaki gerilemenin yılın ikinci yarısında sürmesini bekliyor. Dünyanın en büyük beş panel üreticisinin bu yıl gerçekleştirdiği kapasite artırıcı yatırımların tutarı 7.5 milyar doları buldu. ABD ve Avrupa’da panel üretimine getirilen teşvikler 2024’te bu iki bölgede (Başta Wacker Chemie’nin olmak üzere) yeni kapasitelerin devreye girmesini sağlayarak panel fiyatlarını daha da baskılayacak.

2014’TEN BU YANA EN YÜKSEK SEVİYEDE

Mevcutta kullanılan paneller en fazla yüzde 24 verimlilikte. Üreticiler verimi yüzde 25’in ötesine geçirecek yeni panel teknolojileri (n-tip mono wafers; TOPC) üzerinde çalışıyor. Kömür ise rönesansını yaşamakta. Toplam dünya elektrik üretiminin yüzde 35’ini oluşturan kömürden elektrik üretimi 10,317TWh ile 2014’ten bu yana en yüksek seviyede.

Gerek termal gerekse kok kömürü üreticileri, son 30 yılın en yüksek fiyatları sayesinde son on iki ayda yatırımcılarına rekor düzeyde temettü dağıttılar. Karbon salımı sınırlamaları nedeniyle, bu rönesansın kısa sürmesi muhtemel görünüyor zira kömür fiyatları da doğalgaz fiyatları gibi önemli ölçüde geriledi.

Uzakdoğu da halen elektrik üretiminde yüksek oranda kullanılan kömürün önümüzdeki birkaç yıldaki talep dinamiğini bu ülkelerin diğer kaynaklara yönelme hızı belirleyecek. Çelik sanayi kaynaklı kok talebinin orta vadede salım kısıtlamalarına rağmen, yeşil hidrojen arzının makul fiyat seviyelerine ulaşmasına dek canlı kalmasını beklemek yanlış olmaz.

Enerjide 2030 sonrasının gündemini elektrikli araçların yaratacağı elektrik talebindeki artış, yüksek karbon salımına sahip endüstrilerde yeşil hidrojenin, deniz taşımacılığında ise metanol başta olmak üzere daha temiz gemi yakıtlarının benimsenme oranı belirleyecek. Görünen o ki enerji maliyeti artışları birçok sanayide rekabet dengelerini değiştirecek. Bugünlerde pek konuşulmasa da, üretici şirketlerimizin bu ajanda için hazırlığa behemehal başlaması, 2030 sonrasında Türkiye’nin büyüme potansiyeli ve ihracat başarımı için belirleyici olacak.

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx